Sıcak bir yaz akşamı, genç ve diri bedenin cazibesine kapılmıştı adam. O incecik teni, bronzlaşmış vücudu ışıkta parıldarken, gözlerindeki o kıvılcımlar her şeyi ele veriyordu. İlk dokunuşlar yavaş başladı; parmakları, o sıcacık amcığa nazikçe kayar gibiydi ama içinde patlamaya hazır bir volkan vardı. İnatla, çekinmeden yaklaştı; dudakları amcığın etrafında gezinirken nemli nefesiyle kızın içine işledi. Kadının vücudu titreşiyor, her hareketiyle ona daha da aç olduğunu haykırıyordu.
Adam artık duramazdı; gövdesini tamamen üstüne bindirdiğinde derin bir inleme çıktı kadının boğazından. O sert kökleme başlangıcıydı; yavaşça ilerleyen sürtüşler yerini acımasız dayamalara bırakıyordu. Her girişte kadın daha çok çığlık atıyor, ısırmıştı alt dudağını acıyla zevk arasında gidip gelirken. Adamın yarak başı onu delip geçer gibi içeri alırken, sıcaklığıyla bütün bedenini kavuruyordu. Amcığın tüm kasları onun ritmine ayak uydurmaya çalışıyor ancak her yeni dalga onu biraz daha delirtiyordu.
Nefesler hızlandı ve ter damlaları yüzlerinde birleşti. Kadının gözleri parlıyor, tam teslim olmuştu artık; elleri adamın sırtına kenetlenmişti sıkıca, sanki orada kalmasa parçalanacak gibiydi. Sert kökleme artarak devam etti; adam adeta yalağını boşalttığına eminmişçesine gitmekten vazgeçmiyordu. O an geldiğinde ikisi de kendinden geçti; kadın yüksek bir iniltiyle amcığını sımsıkı kavrıyor, erkekse bütün gücüyle böyle anlarda ortaya çıkan vahşi arzuyu dışarı kusuyordu.
İçerideki o sıcak boşalma birlikte hastalıklı bir ahenkle birleşince her ikisi için de unutulmaz ve deli dolu bir zirve yaşandı. Amcık gerginlikten gevşerken, nefesler derinleşti; bu yasak oyunun sonunda kalan tek şey yanmış bedenlerin sessizliğiydi…